Gardiyanlık TYT mi AYT mi? sorusunu ilk kez kendime sorduğum o gece
Merhaba! Beyazdunya sayfasında bugün “Gardiyanlık TYT mi AYT mi” konusunu tüm yönleriyle ele alıyoruz.
Kayseri’nin kış geceleri biraz ağır olur. Sanki hava sadece soğuk değil de, insanın içine de işleyen bir sessizlik taşır. O gece odamın penceresi buğulanmıştı, dışarıda kar değil ama ince ince yağan bir yağmur vardı. Masamda yarım kalmış bir çay, yanında da eski bir defter… Günlüğüm.
O deftere o akşam sadece tek bir cümle yazmışım: “Nereye gidiyorum ben?”
Aslında sorunun arka planı çok netti. Aklımda sürekli dönüp duran şey şuydu: Gardiyanlık TYT mi AYT mi?
Bunu ilk kez Google’a yazdığım anı hatırlıyorum. Parmaklarım terlemişti. Sanki bir sınavın cevabını değil de, hayatımın yönünü arıyordum.
Bir sabahın kırılma noktası
O gün sabah erken kalkmıştım. İşsizliğin en ağır tarafı, sabahları hiçbir yere yetişmek zorunda olmamak. Bir süre sonra bu özgürlük değil, boşluk gibi hissettirmeye başlıyor.
Annem mutfakta çay koyarken bana bakıp “Artık bir karar versen mi?” demişti. O cümle basit ama içimde bir yere dokunmuştu. Çünkü ben zaten her gün karar veriyordum ama hiçbirine tutunamıyordum.
Dışarı çıktım, Kayseri’nin gri sokaklarında yürürken telefonumu açtım. Arama çubuğuna yine aynı şeyi yazdım:
Gardiyanlık TYT mi AYT mi?
İlk defa bu soru bana sadece sınav bilgisi gibi gelmedi. Sanki hayatımı şekillendirecek bir kapıydı.
Gardiyanlık TYT mi AYT mi? sorusunun gerçeğiyle yüzleşmek
Araştırdıkça şunu öğrendim: gardiyanlık yani infaz koruma memurluğu için genelde TYT puanı esas alınıyor. AYT çoğu zaman gerekli değil. Ama bu bilgi, benim içimdeki karmaşayı çözmedi.
Çünkü mesele sadece sınav değildi. Mesele, hayatımın hangi yöne akacağıydı.
Bir yanda üniversite hayali, diğer yanda hızlıca işe girip kendi ayaklarımın üstünde durma isteği vardı.
TYT mi AYT mi sorusunun ötesinde bir sıkışmışlık
Arkadaşlarımın çoğu üniversitedeydi. Bir kısmı mezun olmuştu, bir kısmı hâlâ okuyordu. Ben ise iki dünya arasında kalmış gibiydim.
Bir gün kahvede otururken çocukluk arkadaşım Murat bana “Sen hâlâ ne yapacaksın?” diye sormuştu. O an gülmüştüm ama içimde bir şey kırılmıştı.
O gece eve gidince yine aynı soruyu yazdım defterime:
“Gardiyanlık TYT mi AYT mi ve ben neden bu soruya bu kadar tutunuyorum?”
Cevap aslında basitti. Çünkü bir yön arıyordum. Netlik istiyordum. Hayatımın flu hali beni yoruyordu.
Bir sınav sorusundan daha fazlası
İnsan bazen bir mesleği sadece iş olarak görmüyor. O meslek, bir çıkış kapısı oluyor.
Gardiyanlık fikri de benim için öyleydi. Düzenli maaş, net bir mesai, belli bir sistem… Belirsizlikten yorulmuş bir zihin için bu oldukça çekici geliyordu.
Ama aynı zamanda içimde bir başka ses “Bu sen misin?” diye soruyordu.
Kayseri sokaklarında düşünmek
Bir akşamüstü, Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürürken hava iyice soğumuştu. İnsanlar hızlı hızlı geçiyor, kimse kimseye bakmıyordu.
O an kendimi dışarıdan izler gibi hissettim. Sanki herkes bir yere yetişiyor, ben ise sadece duruyordum.
Telefonumu çıkarıp tekrar baktım:
Gardiyanlık TYT mi AYT mi?
Bu kez cevap bana teknik bir bilgi gibi değil de, bir yol ayrımı gibi geldi.
TYT = hızlı bir başlangıç
AYT = daha uzun bir akademik yol
Ama hayat bu kadar basit miydi?
Bir kararın eşiğinde geçen geceler
O günlerden sonra gecelerim değişti. Defterime daha çok yazmaya başladım.
“Bugün yine karar veremedim.”
“Bugün yine aynı soruya baktım: Gardiyanlık TYT mi AYT mi?”
“Bugün içim sıkıldı ama kimseye anlatmadım.”
Bu cümleler bir süre sonra sadece kelime olmaktan çıktı, bir ruh haline dönüştü.
Bir gece lambayı kapatmadan önce uzun süre tavana baktım. İçimde hem umut vardı hem de hayal kırıklığı. İkisi aynı anda nasıl olur, bilmiyorum ama oluyordu.
Gardiyanlık TYT mi AYT mi? sorusunun içinde saklı umut
Bir sabah karar verdim. En azından denemeye karar verdim.
TYT’ye çalışmak daha ulaşılabilir görünüyordu. AYT ise gözümde daha uzak bir dağ gibiydi.
Ama o dağ korkutucu olduğu kadar çekiciydi de.
Çalışma masama oturduğumda ilk kez kendime şunu söyledim: “Ben bu işi yapabilirim.”
Ama hemen ardından içimdeki ses şunu fısıldadı: “Ya yapamazsan?”
İşte asıl savaş oradaydı.
Küçük başarıların büyük anlamı
İlk denememde düşük netler yaptım. Moral bozuldu. Defteri kapattım.
Ama ertesi gün tekrar açtım.
Çünkü fark ettim ki mesele sadece sınav değil, kendime verdiğim sözmüş.
Her küçük ilerleme, içimdeki o boşluğu biraz daha dolduruyordu.
Bir kahvehanede duyduğum cümle
Bir gün kahvede yaşlı bir adam genç birine şöyle diyordu: “Evlat, önemli olan neyi seçtiğin değil, seçtiğin yolda kalabilmen.”
O cümle kulağıma çalındı ve uzun süre aklımdan çıkmadı.
O an düşündüm: Gardiyanlık TYT mi AYT mi sorusunu bu kadar büyütmek yerine, belki de asıl mesele yola çıkmaktı.
İç sesle yüzleşmek
Geceleri defterim artık bir sınav rehberi değil, bir iç konuşma alanı olmuştu.
“Kaygılıyım.”
“İstiyorum ama korkuyorum.”
“Başarısız olmaktan değil, hiç başlamamış olmaktan korkuyorum.”
Bu cümleleri yazarken ağladığım geceler oldu. Bunu saklamıyorum. Çünkü o dönem gerçekten böyle hissediyordum.
Gardiyanlık fikri bile artık sadece bir meslek değil, bir çıkış kapısı, bir nefes alma ihtimaliydi.
Gerçekle hayal arasında ince çizgi
Bir gün internet kafede otururken yanımdaki çocuk polislik başvurusu bakıyordu. Onun gözlerindeki kararlılığı gördüm.
O an kendime şunu sordum: “Ben de böyle kararlı olabilir miyim?”
Cevap hemen gelmedi.
Ama sonra şunu fark ettim: Kararlılık bazen doğuştan gelmiyor, zamanla oluşuyor.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Beyazdunya olarak “Gardiyanlık TYT mi AYT mi” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Gardiyanlık TYT mi AYT mi? sorusunun bende bıraktığı iz
Şimdi geriye dönüp baktığımda o sorunun aslında sadece bir sınav sorusu olmadığını görüyorum.
Gardiyanlık TYT mi AYT mi?
Bu soru benim için bir dönemin sembolü olmuş.
Kararsızlığın, arayışın, korkunun ve umudun aynı anda yaşandığı bir dönem.
Kayseri’nin soğuk gecelerinde yazdığım o defter sayfaları hâlâ duruyor.
Ve her sayfada aynı his var: ilerlemek istiyorum.
Sonraki günlere dair küçük bir ışık
Her şey bir anda değişmedi. Hâlâ zorlandığım günler oldu. Hâlâ “doğru mu yapıyorum?” dediğim anlar oldu.
Ama artık en azından bir yönüm vardı.
Ve belki de en önemlisi, artık kendime şu soruyu daha az soruyordum:
“Gardiyanlık TYT mi AYT mi?”
Onun yerine şunu soruyordum:
“Bugün ne kadar ilerledim?”