İçeriğe geç

Selanik kime aitti ?

Selanik Kime Aitti? – Bir Şehre Ait Olmak

Selanik, bir şehir değil, bir duygu gibi. İçinde binlerce hikâyenin barındığı, sokaklarında yankılanan sesiyle geçmişin hatıralarını taşıyan bir yer. Herkesin kendince bir anlam yüklediği bir şehir. Benim içinse, sadece tarih değil, bir kayıp, bir hayal kırıklığı, bir umudu içinde barındıran bir yerdi. Kayseri’de yaşarken, her fırsatta elimde günlüklerim, kafamda sorular, bu şehre ait olma hayalini taşıdım. “Selanik kime aitti?” sorusunun içinde kaybolan bir duygu var… Hayal kırıklığı, sevda, yitik zamanlar…

Bir Şehrin Hatırası

Selanik’e dair ilk düşüncelerim, ailemden duyduğum anılardan kaynaklanıyordu. Babamın dedesi, yani büyükbabam, Selanik’te doğmuştu. Anlatırken gözleri hep dolardı. “Selanik kime aitti?” sorusunu sorarken, belki de babamın gözlerinde bir kırık parçası vardı. Gözleri parıldar ama sanki içinde kaybolmuş bir zaman diliminden, bir parçadan bahseder gibi olurdu. Selanik, onun için de bir kayıp, bir geçmişin gölgesiydi. Ben de bu şehirle bir bağ kurmayı çok istedim. Bir gün, orada doğmuş gibi hissedebilme hayali kurdum. Yaşadığım yer, Kayseri, her ne kadar büyülü olsa da, içimde başka bir yeri, başka bir zamanı arzulayan bir parça vardı. Selanik, bende hep o kayıp şehir gibi kalacaktı.

Ailenin Hikayesi

Büyükbabamın Selanik’i anlattığı zamanları hatırlıyorum. “Selanik kime aitti?” diye sormak, ona neredeyse yasak bir soruydu. Çünkü bu soru, geçmişin yaralı noktalarına dokunuyordu. 1912’deki savaş, ailesinin evini terk etmesine, köklerinden kopmasına neden olmuştu. Selanik, Türkler ve Yunanlar arasında bölüşülen bir şehir olmuştu. O zamanlar, insanlar kaybettiği toprakları öyle derinden hissediyordu ki, onlara ait olma duygusu, yitirilen bir parça gibi hayatlarında sürekli bir eksiklik yaratıyordu.

Bir gün, annemle büyükbabamın eski fotoğraflarına bakarken bir tablo dikkatimi çekti. Selanik’te çekilmiş bir fotoğraf… Bir arka planda eski taş binalar, diğerlerinde ise neşeli bir kalabalık. Fotoğrafın tam ortasında, büyükbabam var. Küçük bir çocuk olarak, gülümsüyor. Ama bakışları, o gülüşün ardında, ne kadar büyük bir kayıp taşıdığını anlatıyor gibiydi. Herkesin gülümsediği o fotoğraf, aslında o gülüşün ne kadar geçici olduğunu, ne kadar kısa süre sonra değişeceğini bana fısıldıyordu. O gülümseme bir kaybın, bir savaşın ardından gelmişti. Selanik kime aitti? Belki de hepimize… ama kimseye tam olarak.

Kayseri’de Bir Anı

Kayseri’ye geri döndüm, her zamanki gibi. Ama içimde, Selanik’teki o kayıp parça hâlâ vardı. Bir gün, Kayseri’nin merkezinde yürürken, arkamda bir grup çocuk oynuyordu. Seslerini duyuyordum ama o sesler, içimdeki başka bir zamana ait gibiydi. Bir çocuk, annesinin elini tutarak bir yere doğru koştu. Düşündüm; “Belki Selanik’te de böyle bir çocuk, annesinin elini tutarak koşuyordu. O şehre ait hissetmeyen, ama içindeki boşluğu başka bir şeyle doldurmaya çalışan bir çocuk…” Bunu hissetmek zorladı beni. Bir şehir insanın içini böyle parçalayabiliyor. Gerçekten ait olamadığın bir yeri sevmenin ağırlığı… Bunu anlamak zor.

Selanik’i hiç görmedim. Ama bir parçası var içimde. Kayseri’nin soğuk kış günlerinde, o çocuk gibi, hep bir yerlerde koşmak istedim. Hızla ilerleyen zamanlar içinde kaybolurken, bazen o kayıp şehri düşünmek, “Selanik kime aitti?” diye sorarak geçmişin gölgesinde bir anlam bulmaya çalışmak rahatlatıcı oldu. Ama rahatlatıcı olduğu kadar acı da… Çünkü hep bir eksik vardı. Selanik’i sevmenin, ya da oraya ait olmanın zorluğu vardı. Tıpkı babamın dedesi gibi, o şehre ait olmak, bir anı daha derinleştiriyordu.

O Sorunun Cevabı

Selanik kime aitti sorusu, belki de hiçbir zaman net bir cevap alamayacak bir soru. Selanik, o kadar çok insanın yaşamında bir parça olmuş bir şehir ki… Türkler için, Yunanlar için, hatta orada doğmuş başka milletlerden insanlar için. O şehre ait olmak, zamanla kaybolmuş bir duygu gibi. Ama belki de önemli olan, geçmişin yükünü ve acısını, o şehirle birlikte taşıyıp, onun anılarına sahip çıkmaktır.

Kayseri’deki hayatımda, zaman zaman Selanik’i hissetmeye çalışıyorum. Ailemle yaptığımız sohbetlerde, o kayıp şehri anlatmaya çalışıyorum. Gerçekten ait olamasak da, o yerin tarihini, hafızasını taşımak bile bir şekilde ait olmayı sağlayabilir. Selanik kime aitti? Belki de hepimizindir. O kaybı hep birlikte taşıyoruz, o şehri farklı bakış açılarından farklı insanlar seviyor.

Bazen düşündüğümde, bir şehir, kime ait olduğu sorusu ne kadar da karmaşık. Geçmiş, her birimizin içinde farklı bir şekilde yaşamaya devam ediyor. O yüzden Selanik’i yalnızca bir yer olarak görmekten çok, bir his olarak kabul etmek, bana en doğru gelen cevap oluyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz